Günde kaç kez “Nasılsın?” diye soruyor ve kaç kez otomatik bir “İyiyim” cevabı alıyoruz? Ya da biz, içimizde fırtınalar koparken o “İyiyim” maskesinin ardına kaç kez sığınıyoruz?
Prof. Dr. Nalan Kuru’nun metniyle çalışmaya başladığımızda, önce onun eğitimlerine katıldık. Ve fark ettik ki çalışacağımız metin, bir iletişim modelini anlatmanın ötesine geçerek kendimizle ve sevdiklerimizle sahici bir bağ kurmanın kılavuzu olacak.
Bu nedenle mucize etkisi yaratan bu model en anlaşılır şekilde, doğru bir izlekle kitaba dönüşmeliydi ki herkese ulaşsın, okuyan herkes Duygu Dostu olmaya heveslensin.
Nalan Kuru’nun yıllara yayılan akademik araştırmaları, sahadan getirdiği birikim ile oluşturduğu Duygu Dostu İletişim modeli, aslında aynı zamanda kitabın da özgün fikri. Bu model bize, kendimizi ve sevdiklerimizi yeniden duyabilmenin anahtarını veriyor.
Nalan Kuru, duyguların bastırıldığı bir dünyada “duyulmanın” biyolojik, ilişkisel ve davranışsal etkilerini herkes için anlaşılır bir dille ortaya koyuyor; duygular duyulduğunda beyin değişiyor, davranışlar değişiyor, ilişkilerin niteliği artıyor.
Duygu Dostu İletişim modeli, duyguları “yönetilmesi gereken krizler” olarak görmüyor. Aksine, duyguların (öfke ve üzüntü dahil) bize bir mesajı olduğunu, iletişimin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu hatta duygular olmaksızın iletişimin eksik kalacağını savunuyor.
© 2025 Editörnotu. Tüm Hakları Saklıdır.